Kaybetmek... Aslında o kadar çok şey ifade ediyor ki; insan kaybetmenin tam olarak ne olduğunu hayatı boyunca anlayamayabilir. Bu ifadeyi her insan farklı şekilde yaşar, farklı şekilde görür. Kaybetmek her insana farklı kılıklarda kendini gösterir. Her insan kaybetmeyi en hafif şekliyle yaşamayı ister. Ama kimse karşısına nasıl bir şey çıkacağını kestiremez. Hiç kimse kendisi için hangisinin iyi olduğunu da bilemez. Kimisinin karşısına en korkunç haliyle çıkar kaybetmek... İnsan onu o kadar yoğun yaşar ki; geçmişinde kocaman bir boşluk, kocaman bir iz olur. Sonrasında bunun üzerinde uzun uzun düşünür. Kendi kendine "Neden ben?" diye sorar. Bunu sorarken geleceğini düşünerek sormaz. Belki de bu yaşadığı olaydan büyük bir tecrübe kazanacak ve bu da onun ileriki hayatında ona çok yardımcı olacaktır.
İnsanın bu tecrübelere sahip olması güzel bir şeydir. Bu tecrübeyle insan kaybettiklerinin acısıyla elindekilerin değerini bilerek yaşar.
Şunu da unutmamak gerekir ki insanın elindekilerin değerini bilebilmesi için acılar yaşaması, kaybetmeyi en kötü haliyle tatması gerekmez. Çünkü bunu yaşamış olan insanlar bunun tam olarak ne anlama geldiğini bilir ve bu yaşadıklarından böyle tecrübeler çıkarması da zorlayıcı bir süreçtir. Yani bunu tatmış insanlar bunu kimseye önermez. Ben de önermiyorum ama insan başına gelebilecek bu olaya her an hazırlıklı olmalıdır.
Bunu da çevremizde bunu yaşayan insanlardan öğrenebiliriz. Onları anlayabilirsek ve onların yaşadıklarından ders çıkarabilirsek bu da hayatımızda yapmış olduğumuz çok büyük bir başarı olur. Eğer bu başarıya ulaşabilirsek kendi geleceğimizi biraz da olsa belirlemiş oluruz.
25 Ocak 2012 Çarşamba
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)