23 Mayıs 2013 Perşembe

SİNEKLERİN TANRISI FİLMİ DEĞERLENDİRMESİ

Adada çocuklar, İngiltere’deki yaşam konforlarına sahip değillerdi. Barınacak bir yere ve yiyeceğe ihtiyaçları vardı. Barınma ve güvenli bir şekilde yaşama haklarına sahip değillerdi. Aynı zamanda başlarına bir yetişkin de yoktu. Adada bir düzen içerisinde yaşamak ve birlik beraberliği sağlamak amacıyla bir lidere yani onları yönetecek birine ihtiyaçları vardı. Liderlik yapmaya aday olarak iki çocuk öne çıktı. Biri şeytanminaresini bulan ve bütün çocukları bir araya toplayan Raulph, biri de diğer çocuklardan yaşça büyük, bir arkadaş çevresi olan Jack’ti. Hangisinin lider olacağına karar verilemedi ve ikisi de lider olarak seçildiler. İlk başlarda ikisi birden çocukları gayet iyi yönetiyorlar, birbirleriyle de gayet iyi geçiniyorlardı. Bir gün adada olduklarını belli etmek için yakmış oldukları ateşi Jack ve arkadaşlarının koruması gerekti. Fakat Jack ateşi korumak yerine avlanmaya gitti ve ateş söndü. Bu olaydan sonra Jack ve Raulph’un arasında anlaşmazlıklar başladı ve iki çocuğun da kişisel özellikleri kendini göstermeye başladı. Jack otoriter bir yapıya sahipti ve adayı bu özelliğini kanıtlamak üzere bir fırsat olarak görüyor olabilirdi. O avlanarak, çocuklara yiyecek sağlayarak kendini çocuklara sevdirdi ve yanına pek çok yandaş topladı. Raulph ise çocuklara kendini beğendirmek yerine onları bir arada tutmaya çalışarak bir an önce bu adadan kurtulmayı hesaplıyordu. Jack yanına topladığı çocuklarla Raulph’a meydan okumaya başladı. Meydan okumasının nedeni Raulph’un Jack’le bir işbirliği yapmaması ve Raulph’un Domuzcuk’a iyi davranmasıydı. Çünkü Domuzcuk diğer çocukların gözünde ezik bir çocuktu. Jack sonradan vahşileşmeye başlayarak ona katılmak istemeyip Rauph’un yanındaki çocukları zorla yanına aldı ve onlara işkence yaptı. Çocukların fikir özgürlüklerini ve yaşama haklarını elinden aldı. Onları kendine itaat etmeye zorladı ve onlara sanki kendisi daha üstün bir varlıkmış gibi davrandı. Yani onların eşitlik haklarını çiğnedi. Çocuklar adada canavar olduğuna inanıyorlardı. Bu canavarı kendilerinden güçlü görüyorlardı ve bu yüzden ona adaklar adıyorlardı. Bu canavar gerçekti ya da değildi bunu onlar da bilmiyorlardı. Ama bana kalırsa bu canavar çocukları korkularının bir yansımasıydı. Çocukların evlerinden uzak kalmış olmalarının ve tek başlarına yaşamaya çalışmalarının bu korkuları ve davranışlarında büyük bir etkisi vardı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder